Türk Göcmenleri Yuvarlak Masasi
Anasayfa arrow Haberler arrow Can Dündar' dan- Kurtlar Vadisi Irak
Donnerstag, 19 September 2019
Haydi Seçime
Für Details bitte hier klicken.
Özel Arama
Can Dündar' dan- Kurtlar Vadisi Irak PDF  | Yazdır |  E-posta
Yazar M. MAVITUNA   
Freitag, 10 Februar 2006

   

 

Kurtlar Vadisi Irak" Türk sağının Amerika'dan            kopuşunun müjdecisi Saflara hoş geldin                    Polat!..

Can Dündar'in Haberi

 

Rambo-Abdullah Çatlı kırması kahraman Polat, yıllardır Amerikan  saflarındaki Türk sağını "Kahrolsun Amerika" pankartının  altına taşıyor. "Kurtlar Vadisi Irak", sadece yenilmişlik  duygusunu gideren bir yara bandı değil, aynı zamanda Türkiye  sağının yeni safının habercisi...


Nihayet bizim de bir Rambo'muz oldu. Aynı onun gibi gözüpek ve  atak... Onun gibi devlet tarafından yetiştirilmiş, özel eğitimden  geçirilmiş. Attığını vuruyor. Rambo gibi az konuşuyor ama  konuştu mu lafını esirgemiyor. Rambo Vietnam'a gidip esir alınan Amerikan askerlerini kurtarırdı,  Polat Irak'a gidip aşağılanan Türk askerlerinin öcünü
alıyor.

İşin ilginç yanı "kahraman Polat", Rambo'dan ve Hollywood'dan  öğrendiği bu numaraları, onların anavatanı Amerika'ya karşı  kullanıyor. Yani "kötü Amerikalılar"ı kendi silahlarıyla vuruyor.
Tarkan'dan Polat'a

"Kurtlar Vadisi Irak"ı izlerken gençliğimde "Kahpe Bizans"ı  kılıçtan geçiren Tarkan filmlerinin hazzını aldım. "Amerikan gavuru", günahsız Iraklılara acımasızca işkence  yapıp çoluk çocuk demeden kurşunlarken yan koltuğumda oturan  yaşlı teyze "Allah
belanızı versin. Tüh vicdansızlar" diye  söylenerek ortalama Türk insanının tepkisini veriyordu. Polat tek başına zalim Amerikan ordusunu dize getirdikçe salonumuz  çocukken Yılmaz Güney filmlerinde yaptığımızı yaptı ve bu  zaferi alkışlarla karşıladı.
Yara bandı

Amerikan aksiyon filmlerinin dinamik temposu ve tekniğiyle Tarkan  filmlerinin hamasetini ustaca yoğuran film soluk soluğa izleniyor. Ancak başarısının
sırrını bu sürükleyicilikten ziyade, son  bir yılda içine düşürüldüğümüz yenilmişlik duygusunda  aramalı...

Amerikalılar ulusal kırmızı çizgilerimizi silip bir de  Süleymaniye'de kafamıza o çuvalları geçirdiğinden beri ezik bir  ruh haliyle geziniyoruz. Ne savaşa girer gibi yapıp girmemiş oluşumuz ne "Biz de onların  komutanını donuna kadar soyduk" türünden
üste çıkan  palavralarımız bu ruh halini onarmaya yetti. Ama şimdi Polat, Irak'ta çuvallamamıza ilaç gibi gelecek bir yara  bandı sunuyor bize... Senaryo, toplumdaki anti-Amerikan hissiyata da birebir denk düşüyor. Nihayet gerçek hayatta yapamadığımızı filmde yaptık: Amerikalıların başına çuval attık. Üç kişiyle ordularını
dağıttık. Sam Amca'nın göğüs kafesini yardık. Ve filmin galasında Amerikan  skerlerine uşaklık yaptırdık. İntikamımızı aldık. Rahatladık.
İkame kahraman

Film Ortadoğu'ya ihraç edilirse Arap dünyasında büyük seyirci  bulabilir ve Polat
oradaki ezik ruhlular için de ideal bir  kurtarıcı kahraman olabilir. Bu Irak'taki durumu düzeltmez tabii ama ruhumuzu ferahlatır. Sinemanın yarattığı hayal dünyasının bir faydası da budur. Gerçek hayatta yapamadığımız dayılanmayı perdede görmek
yenilmişliğin acısını hafifletir. Eh, onca aşağılanmadan sonra toplumların bu afyona da ihtiyacı  vardır.
Sam aynı Sam, Polat niye değişti? Tarihsel açıdan bakarsanız "Kurtlar Vadisi
Irak"taki asıl yenilik,  Polat'ı Amerikan karşıtı saflarda görmemiz.Malumunuz, Polat'ın ataları 1960'larda sokaklarda "Amerikalı evine dön" diye yürüyen öğrencilerin üzerine
"Komünistler  Moskova'ya" diye bağırarak  saldırmış, ateş açmışlardı. Türkiye'nin en büyük öğrenci eylemlerinden biri 1968 yazında,  Amerikan 6. Filosu'nun ziyaretinde
yapılmıştı ve orada  "Bağımsız Türkiye" sloganıyla yürüyenlerin üzerine açılan  ateşle Vedat Demircioğlu öldürülmüştü. Filmin kötü adamı Mr. Sam Marshall'ın da
isabetle hatırlattığı  gibi "Amerika, anti-komünist mücadele için Polat gibileri
beslemiş, palazlandırmıştı." Onu bırakın, "Polat'ın çalıştığı" Özel Kuvvetler,
Amerikan  parasıyla kurulmuş ve her yıl finanse edilmişti. Ama gün oldu, filmdeki Sam gibi Sam Amca da "Artık size  ihtiyacımız yok" deyiverdi. Öküz öldü, ortaklık bozuldu.
Nereden nereye?

1950'lerde Marshall yardımı getiren gemileri  törenlerle  karşılayan Türkiye şimdi
"büyük şeytan"a isim diye takıyor  Marshall'ı... 1960'larda İstanbul'u ziyaret eden Amerikan askerleri için kerhane  duvarlarını boyatanlar şimdi Iraklı dul, zalim
Amerikalının  kalbini deşince alkış tutuyor. Polat işgalcilerle sosyalist jargonla
konuşuyor, "Amerikan  askerlerinin patronu Amerikan kapitalizmi değil mi?" diyor.
Amerika mı değişti? Hayır. Vietnam'dan beri Sam aynı Sam... Lakin 11 çuval, Türk sağına 50 yılda anlatılamayanı anlatıverdi. 1960'larda boyanan kerhane duvarları nasıl
Türk-ABD  yakınlaşmasının fotoğrafı olarak hafızalara kaydolduysa,  sanırım "Kurtlar Vadisi Irak" da Türk sağının Washington'dan  kopuşunun simgesi olarak tarihe geçecek.
Polat, Çatlı mı?

Dizideki Polat'ı ayrı değerlendirmek lazım. Ama filmdeki Polat,  hiç kuşkusuz Abdullah Çatlı'yı akla getiren bir karakter olarak  çizilmiş. Gökçen Çatlı'nın babasıyla ilgili anılarını okursanız  ("Babam Çatlı", Gökçen Çatlı, Timaş, 2000) Çatlı ve  arkadaşlarının bir dönemki eylemlerinin benzer şekilde  değerlendirildiğini görürsünüz. Çatlı da "devlet tarafından özel olarak işe alınıp  yetiştirilmiş, milleti ve devleti için her türlü tehlikeyi göze  almış, gerekirse cinayet işlemiş, sonra yurtiçi ve yurtdışında  sayısız  operasyonlara katılıp ülke menfaatleri için  çalışmış bir kahraman" olarak tarif ediliyor.
Şu farkla ki, Çatlı'nın 1970'lerde ölüm emrini verdiği ve  evlerinde boğazlanarak öldürülen yedi TİP'li genç, 30 yıl sonra  bugün Polat'ın boğazladığı Amerikalılar ülkelerini işgal  etmesin diye uğraşıyorlardı. Belki de filmdeki Amerikalı'nın işaret
ettiği gibi, şimdi  Türklerle Kürtleri birbirine düşüren de, o gün sağcılarla  solcuları birbirine kırdıran da onlardı. Polat ve arkadaşlarının bunu anlaması 30 yıla ve 30 bin cana mal  oldu.

Türk sinemasının inanılmaz sıçraması

"Kurtlar Vadisi Irak"ta gözü kara Polat'ın iki adamıyla Amerikan  ordusunu dize getirmesi yürek ferahlatan bir palavra olabilir. Ama Polat'ın Hollywood'u yüreğinden hançerleyeceği şimdiden  belli gibi... Sinema izleyici istatistikleri inanılmaz bir gelişmeyi haber veriyor: Geçen yıl Türkiye'de toplam 28 milyon biletli seyirci vardı.
Bunların 11 milyonu yerli filmleri tercih etti. Bu, yüzde 40 civarında bir Türk filmi seyircisi demekti.

Hollywood'un ezip geçtiği Avrupa'da (Fransa hariç) ulusal sinema  seyirci oranı yüzde
10'larda geziniyor. O yüzden yüzde 40'lık yerli film seyircisi, müthiş bir rakam... Şimdi sıkı durun; çünkü daha da büyük bir rakam geliyor: Geçtiğimiz ocak ayında yaklaşık 6 milyon seyirci sinemaya  gitmiş. Bunlardan 5 milyonu Türk filmlerini tercih etmiş. Yani oran yüzde 80'leri aşmış. Ki, büyük seyirci çekeceği anlaşılan "Kurtlar Vadisi Irak" yeni  vizyona girdi. Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu "Şubatta toplam  seyirci 10 milyona çıkacak, bunun 9 milyonu Türk filmi seyircisi  olacak" tahmininde bulunuyor ve "Bu, Türk sinemasında bir Rönesans  habercisidir" diyor. Dedim ya, Polat Amerikalıları asıl burada vuracak gibi görünüyor.

Yorumlar
Yeni Ekle Ara RSS
Yorum yaz
E-posta:
 
Web Sayfas1:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( Dienstag, 14 Februar 2006 )
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement


eXTReMe Tracker
ALL-INKL.COM - Webhosting Server Hosting Domain Provider